Zeynep Büyükpınar: Otomobil sporlarına tutkuyla bağlı bir genç kız


Women Drivers Network’ün yeni konuğu gelecek vaat eden, pırıl pırıl bir otomobil sporcusu Zeynep Büyükpınar. Zeynep 11 yaşında, go-kartta 3.yılı, Borusan Otomotiv Motorsport Kız Karting Takımı sporcusu.


Kendisine go-kart’la nasıl tanıştığını sorunca, onu bu konuda babasının yönlendirdiğini öğreniyoruz. Yeni şeyleri denemeyi sevdiğinin özellikle altını çizen Zeynep Büyükpınar, ilk yıl go-kart’ı hobi olarak yaptığını, ikinci yılda spor olarak yapabileceğine karar verdiğini ve üçüncü yılında ise BOM Karting takımına girdiğini belirtiyor.


Zeynep Büyükpınar ile keyif dolu sohbetimizin detaylarını aşağıda okuyabilirsiniz.


Merhaba Zeynep. Bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba, ben Zeynep. 11 yaşındayım ve 6.sınıfta okuyorum. Yarışçı bir aileden geliyorum. Babam ve amcam eski yarışçılar. Ben de 3 yıldır go-kart ile ilgileniyorum. 1 yıldır ise profesyonel olarak Borusan Otomotiv Motorsport takımındayım ama bu yıl pandemi nedeniyle yarışma şansımız olmadı. Go-kart dışında tenis oynuyorum ve çok seviyorum. Bu sene yüzmeye başlayacaktım ancak korona yüzünden önümüzdeki seneye kaldı. Go-kart için kondisyon çok önemli. Bunun için düzenli spor yapmak gerekiyor. Go-kart bedeni yoran ve vücudunu güçlü tutmayı gerektiren bir spor. Ben de her gün 15-20 dakika spor yapıyorum. Ayrıca haftada 2 gün de babamla birlikte spor yapıyorum.


Go-kart’a başlamaya nasıl karar verdin?

İlk olarak 3 yıl önce babamın desteğiyle 2 arkadaşımla birlikte denemek için gittik. Pistte yavaş ve kısa bir deneme sürüşü yaptıktan sonra çok keyif aldım ve devam etmek istedim. O zamandan beri de go-kart hayatımda.


Go-kart da diğer sporlar gibi disiplin ve düzenli antrenman gerektiren bir spor. Bu durum sosyal hayatını nasıl etkiliyor? Okuldaki arkadaşlarının ya da ailenin tepkileri nasıl?


Ailem ve arkadaşlarım beni çok destekliyor bu konuda. Arkadaşlarımın çoğu farklı alanlarda spor yapıyor. Bu yüzden spor bizim için önemli bir ortak konu. Onlar kendi sporlarını anlatıyor, ben onlara kendi sporumu anlatıyorum ve birbirimizden sürekli öğreniyoruz. Ailemde de yarışçılar olduğu için onlardan da büyük destek görüyorum.


Borusan Otomotiv Motorsport pilotu olmak nasıl bir duygu?

Çok gurur verici bir his. BOM çok iyi bir takım. Ben ilk başladığımda hemen bu kadar iyi bir takıma gireceğimi düşünmemiştim. Daha küçük bir takımda başlayıp yavaş yavaş yükselirim diye düşünmüştüm. Ancak şanslıyım ki böyle büyük bir takımla yarış hayatıma başladım. Takıma girebilmek çok önemli ama takımda kalabilmek için çok çalışmak gerekiyor.


Senin kategorinde yarışan kaç kız sporcu var?

Benim yaş kategorimde takımımda yarışan 1 kişi daha var. Go-karta ilk olarak birlikte gittiğim arkadaşım Ada Karayel ile ilk günden beri birlikte devam ediyoruz. Bunun dışında aynı kategoride, farklı takımda bizden başka 2 kız sporcu daha yarışıyor.



Bir röportajında “Bu sporda kendimi şanslı hissediyorum” demişsin. Şanslı hissettiğin kısım nedir?

Şanslı hissettiğim kısım bu spora ilgi duyan bir aileden gelmem ve çok desteklenmem. Babama beni bu spora yönlendirdiği için teşekkür ediyorum.


Şu an senin kategorinde toplam 4 kız sporcu olduğunu söyledin. Daha fazla kız sporcu ile mücadele etseydin daha fazla motive olur muydun?

Bu beni çok etkilemiyor. Hepsi insan sonuçta. Kız ya da erkek olması önemli değil. İsteyen herkes yapabilir bunu ve kız-erkek fark etmez, hepsi benim rakiplerim.


Bir antrenman günüden bahseder misin?

Saat 9.30 gibi evden çıkıyorum ve Körfez Pisti’ne gidiyorum. 11’de ilk turumuz oluyor. Gün içinde toplam 5 tur atıyoruz. Her tur arasında yarım saat ara veriyor, durum değerlendirmesi yapıyoruz ve bir sonraki tura hazırlanıyoruz.


Turdan önce eğitmenler sizi nasıl yönlendiriyorlar, nelere dikkat etmenizi söylüyorlar?

Her pistte farklı virajlar var. Ona göre bizi en doğru şekilde yönlendiriyorlar. Talimatlara uygun gidersen daha hızlı gidebilirsin. Piste göre bize “içerden girin, dışardan çıkın” gibi yönlendirmelerde bulunuyorlar. Buna uyduğumuzda da hızımız artabiliyor. Az fren yapıp daha hızlı gidebiliyoruz.


Hedeflenenden daha yavaş kaldığında ne hissediyorsun ve kendini bir sonraki tura nasıl hazırlıyorsun?

Öyle olunca kötü hissetmiyorum. Sadece daha iyisini yapabileceğime inanıyorum. Sonuçta biz daha yeni başladık ve bizim kategorimizde yarışan daha hızlı çocuklar da var. O yüzden onların seviyesine gelmek için her zaman diğer turdan daha iyi zaman yapmaya çalışıyorum. Her zaman daha iyisi için kendini zorlaman lazım. İyi gittiğinde de kendini daha iyisi için zorlaman lazım. Takım arkadaşlarımla çok konuşuyorum. Eğer onlar doğru yaptıysa ve ben yanlış yaptıysam ya da tam tersi olduysa birbirimize tüyolar veriyoruz ve birbirimizi geliştirmeye çalışıyoruz.


Peki o kaskı, tulumu giydiğinde başka bir Zeynep oluyor musun, nasıl hissediyorsun?

Kendime olan inancım ve güvenim artıyor, daha iyisini yapabilecekmişim gibi hissediyorum. Her şeyi unutup sadece go-karta odaklanıyorum çünkü o an benim için sadece go-kart önemli oluyor ve bütün dikkatimi ona veriyorum. Kaskı taktığım an da diğer tüm konular kaskın dışında kalıyor.


Kaskın içinde neler oluyor?

Kaskın içinde kendimle konuşuyorum. O tur için verilen talimatları, bilgileri, yapmam gerekenleri kendi kendime tekrarlayarak konsantre oluyorum. Çok odaklandığımda ise sessiz kalıyorum ve sadece sürüşü düşünüyorum.


Hızlı gitmekten hoşlanıyor musun?

Şöyle motive oluyorum; önümde biri varsa çok daha iyi gidiyorum çünkü önümdeki kişiyi yakalama hissini seviyorum. Arkamda biri varsa o zaman biraz korkuyorum ve hızlı gitmeye başlıyorum çünkü arkamdaki kişiden uzaklaşmaya çalışıyorum. Bu tip durumlarda bazı deneyimlerim de var. Bazen kötü kararlar aldığım zamanlar oluyor. Son antrenmanımda oldu. Ada ve ben gidiyorduk, ben Ada’nın arkasındaydım, yanımıza çok hızlı bir çocuk geldi. Hepimiz çok dar bir viraja geldik. Ada ve çocuk geçti. Ben en sağdan geçmeye çalıştığım için tozda kaldım ve pist dışına çıktım ve çimlere kadar spin attım. Attığım en hızlı spindi.


Spin atarken tedirgin oldun mu?

Tedirgin ya da üzgün değildim sadece kendime kızgındım. Ama hemen geçti, hızlıca yarışa geri döndüm.

Kendini 10 yıl sonra nasıl bir yerde hayal ediyorsun? 10 sene sonra daha gelişirim diye umuyorum. İsteğim ise Formula 1’de olmak. Ama benim en büyük hayalim başarılı olmak.

Geçtiğimiz günlerde Formula 1 Türkiye’de gerçekleşti, izleme şansın oldu mu? Evet izledim. Formula 1’i çok seviyorum. Lewis Hamilton’ı çok seviyorum ve destekliyorum.

Türkiye’den ya da yurt dışından, yarışçı veya başka bir alandan kendine örnek aldığın, takdir ettiğin bir kadın veya erkek var mı? Lewis Hamilton

Bizi takip eden kişilere, özellikle anne ve babalara mesajın ne olur? Çocuk istiyorsa desteklenmeli. Hiçbir şekilde zorlanmamalı. Çünkü zorlanırsa başarılı olmaz. İsterse tabi ki denemeli; denediğinde ise severse devam etmeli. Ama sevmezse zorlanmamalı ve yeni şeyler bulmalı.

Çocukları go-kart yapmak isteyen fakat bundan endişe duyan anne babalar da olabilir. Onlara ne söylemek istersin? Tabi ki her sporda risk var. Risk olmadan yapılamaz hiçbiri. Mutlaka denemeliler. Benim başladığım gibi bir yere gitmeliler. Zaten orada ilk olarak denemeni istiyorlar. Çok yavaş kartlar veriyorlar, hemen hızlı kartlara geçirmiyorlar. Zaten kask, kaburgalık, boyunluk, tulum gibi birçok koruyucu giysi kullanılıyor. Hiçbir spor %100 güvenli değil ama her yerinde koruyucu ekipman olduğu için çok güvende hissediyorsun.

Meslek olarak bu alanda bir kariyer yapmayı düşünüyor musun yoksa senin için bir hobi olarak mı devam eder? Bunu hala düşünüyorum, %100 emin değilim. Önümüzdeki senelere bağlı. Cidden çok önemli bir başarı elde edersem o zaman devam etmek isteyebilirim. Belki bir gün kariyerim de olabilir. Başarırsam profesyonel olarak içinde kalırım. Kariyer istemesem bile kesinlikle içinde kalırım. Çünkü bana olan etkilerini de seviyorum. Kendime daha fazla inanmamı sağlıyor. Kendime daha güveniyorum çünkü yapabileceğimi anlıyorum. Böylece isteğim de artıyor. Daha hızlı gitmek istiyorum ve kendime inanıyorum.

Zeynep’in en büyük destekçisi babası Burak Büyükpınar. Kendisi de eski bir yarışçı ve aktif olarak yarış organizasyonları düzenliyor. Zeynep’i ve otomobil sporlarını biraz da ondan dinledik.


Zeynep ile ilgili sizin hayaliniz var mı?

Burak: Tabi ki bir sürü hayalim var ama nerede olmak, ne yapmak istediğine Zeynep kendisi karar verecek. Bence gayet keyifli bir iş yapıyoruz şu anda. Başta bu sporu sevip sevmeyeceği konusunda biraz stresliydim. Sporu çocuğa sen gösteriyorsun tanıtıyorsun ama devamlılığına çocuklar karar veriyor. Ben Zeynep’i go-kartla tanıştırdım ama devam edip etmemek onun kararıydı. O bu işi seviyorsa keyif alıyorsa devam ediyor. Bence çok güvenli bir spor. Pek çok spora göre güvenlik önlemleri çok iyi noktada. Biz bunu yapmadan önce Zeynep’le birçok şey denedik. Zeynep tenis oynuyor, kayak yapıyor. Zeynep 6-7 yaşındayken birlikte motokros’a da gittik. Motokros antrenmanı da yaptık birlikte.


Burada Zeynep araya giriyor ve ekliyor: Babamla motora binmeyi seviyorum ama asla motor yarışçısı olmayı istemiyorum çünkü kendimi go-kartta olduğu gibi güvende hissetmiyorum.


Burak: Bunları yapmasını neden istedim? Yarın bir gün bu işin sporcusu olmayabilir ama 18 yaşından sonra ehliyetini aldığında ve trafiğe çıktığında kullandığı otomobile daha hâkim olacak pek çok insana göre. Küçükken tanımış, refleksleri ona göre gelişmiş olacak. Go-kart yapan her çocuk pist yarışçısı veya otomobil pilotu olacak diye bir şey yok zaten. Pek çoğu da ilerleyen yaşlarda okulları vb nedenlerle vazgeçiyorlar. Ama eminim ki hayatlarının bir yerinde bu eğitimlerin katkısı çok olacak. Otomobille her gün iç içe olduğunu düşünürsen, tehlikeli anlarda ne yapmaları gerektiğine daha hâkim olacaklar. Bunu bir eğitim süreci olarak görmek lazım. 18 yaşında arabayla ilk kez tanışan bir çocuktan çok daha avantajlı olacak. Süreci, aracı biliyor ve çok daha güvenli kapalı ortamlarda yarışmış olacak. Genelde bu tür insanlar sokakta sürat yapmazlar. Motor ve otomobil sporlarıyla uğraşan çoğu insan trafikte başkalarına göre çok daha bilinçlidir. Zaten insanların da beklentisi sporcuların bu sorumluluğu taşıması yönünde.


Bir de burada rekabetin de öğretici bir kısmı var. Hiçbir çocuk başladığı bir sporda hemen en iyi olmuyor ya da hiçbir zaman da en iyi olamayabiliyor. Lewis Hamilton’a da baktığında 7 senedir şampiyon oluyor ama bundan önceki pek çok yarışında geçildiği zamanlar da çokça olmuştur. O anlamda sokaktaki birine kendini kanıtlama amacın da kalmıyor, zaten o aşamayı geçmiş oluyorsun. Bence Zeynep için en zor konu geçildiğinde ya da hata yaptığında bu işe küsmemesi lazım. Orası çok kırılgan, tüm çocuklar için böyle. Bir iki tane başarısız olduğu deneyim çocuğu yaptığı işe küstürmemeli.