Türkiye Rallisi 2020'nin tek kadın pilotu Özlem Uludağ Gülcan'ın ilham veren hikayesi...

Yarışçı bir ailenin içine doğmuş olmak Özlem Uludağ Gülcan’ı da yarışçı yaptı.

Özlem Uludağ Gülcan Ankaralı yarışçı bir ailenin kızı. Rahmetli amcası Kemal Uludağ kendi döneminin en önemli yarışçılarındandı. Skoda takımının pilotuydu ancak ne yazık ki çok genç yaşta bu dünyaya veda etti.

Gülcan’ın eşi de Kemal Uludağ’ın co-pilotluğunu sonrasında da Özlem Uludağ’ın babasının co-pilotluğunu yapmış bir isim. Yarışçı bir aileden gelmenin artısıyla hep bir şekilde yarışların içinde olduğunu belirtiyor Özlem Uludağ Gülcan ve çocukluğunun hep etaplarda geçtiğini de ekliyor. “Yarışçı bir aileden geldiğim için aslında yarışmamak ayıp olurdu. Çünkü bizim garajımızda babamın yarış arabası vardı. Üniversiteye başladığım yıl amcamın adına yapılan bir ralli düzenlendi. Ben de ehliyetimi o sene almıştım. İlk yarışım amcamın adına düzenlenen o yarış oldu. Kız kardeşimle birlikte, rahmetli amcamın otomobiliyle katıldık”

Bu arada yeri gelmişken Özlem Uludağ Gülcan “trafiğin şakası yok. İstediğiniz kadar iyi şoför olun, ben çok iyi araba kullanırım deyin. Başkalarını bilmiyorsunuz. Neticede mekanik bir şeyin içindesiniz. Her zaman kurallara uyarak, kemerimizi takarak otomobil kullanmalısınız. Biz iyi olabiliriz ama karşımızdaki insanın nasıl olduğunu bilemeyiz. Aslında kendimize de çok güvenmemeliyiz. Ben çok iyi otomobil kullanıyorum deyip basmanın da bir mantığı yok. Ne zaman ne olacağı belli olmuyor.” şeklinde sözlerine ekliyor.

Üniversite döneminde de otomobil sporları hayatımızın merkezindeydi.

Üniversitede “Bilkent Otomobil Sporları Kulübü”nü kurdum. Mezun olana kadar kulüp başkanlığını yürüttüm. Okulda bu alana dair bir aktivite yapıyordum ancak o dönem yarışmadım. Ama yarışmadığım dönemde de hep otomobil sporlarıyla ilgili bir şeylerin peşinde koştum. Bilkent gibi otomobil algıları farklı olan bir üniversitede kulüp kurdum ve böyle bir ortamda okulun içinde yarış yapmak benim için kendimi aştığım, okulun sınırlarını zorladığım bir dönemdi. Bunların dışında gözetmenlik yaptım, etaplarda fotoğraf çekiyordum. Bir şekilde otomobil sporlarının içinde hep yer aldım.



“Hayırlı olsun, pilot olmuşsunuz”

Eşimle 2016’da Çorum’da öncü çıktığımız ilk yarışta takla attık. Takla attıktan sonra bana çok soruldu “Takla attın yarışabilecek misin?” diye. Arabamız emanet arabaydı, babamı aradık, “Biz arabayı devirdik” dedik. “Hayırlı olsun, pilot olmuşsunuz” dedi. Ralli camiasında şöyle bir şey var, eğer kaza yapıp devam edebilirsiniz pilot olursunuz. 2017 senesinde kendi otomobilimizi aldık. O sene Ankara’da 2-3 tırmanmadan oluşan mahalli kupa düzenlendi. Ankara’daki tırmanma rahmetli amcam adına yapıldı, biz o yarışa bütün aile katıldık. Ankara kupasını o sezon ikincilikle bitirdim. Ondan sonra da yarışları hiç bırakmadım.

2018 yılında bu sefer ralli şampiyonasıyla yoluma devam etmeye karar verdim. İstanbul ve Kocaeli’ndeki mahalli yarışlara girdim. 2018 bittikten sonra da dedim ki ben artık sezon yapmak istiyorum. Yani fırsat buldukça gideceğim yarış istemiyorum. 2019’u komple yapmak istiyorum. Sponsor arayışına girdik, o zamana kadar kendi bütçemle yarışıyordum. 2018’de çalıştığım sigorta şirketi destek olmaya karar verdi. 2019’da onların sponsorluğu ile yarıştım ve tüm şampiyonayı kovaladım. Sadece bir yarışta kaza yaptım, köprüden uçtum. Her sporun riski var, bunu en başından kabul ederek yapıyoruz bu işi. Ona göre önlemlerimizi alıyoruz, kıyafetlerimiz yanmaz kumaş bize 1 dk. süre veriyor, onun için de içimiz bir nebze rahat. 2019 yılını da kendi kategorimde birinci bitirdim.

Kendi işimi yapıyor olmak büyük kolaylık sağlıyor.

Ben şu an kendi işimi yapıyorum, sigorta acentem var. Kendi işimin olması büyük bir avantaj. Dengeyi iyi kurduğumu düşünüyorum, ilk zamanlar biraz sıkıntısını çektim ama şu anda o kadar çok oturttuk ki, iş ortaklarımın hepsi biliyorlar ki ben o hafta yarışlara gideceğim ve bana ulaşamayacaklar, onun için sadece çok acil durumlarda arıyorlar. Beni görünce “Rallici geldi” diyorlar. Birçok müşterimin gurur duyduğunu biliyorum.

Otomobilimi iyi tanırım.

Otomobilden herhangi bir ses geliyorsa bu sesin nerden geldiğini, yağ yakıp yakmadığını, lastiğin patladığını anlarım. Çocukluğumdan beri sanayinin içinde olmanın da bunda etkisi büyük tabi çünkü babamın işletmesinde otomobillerin test sürüşüne çok çıkardım.

Kaynaklarımı önceliklerime göre harcarım, otomobil sporları benim için tüm harcamaların önünde gelir.

Otomobil sporları ile ilgilenmeden önce neye para harcıyordum? Kıyafet, makyaj malzemesi, cilt bakım ürünleri vs. hepsinin üzerini çizdim ben. Yani onların hepsi bir tarafa gitti. Artık normal ihtiyaçlar dışındaki tüm kazancımı otomobil sporuna yatırıyorum. Eşimin otomobil sporlarının içinde olması, çok seviyor olması benim için çok büyük bir avantaj. Yoksa bu işlerle hiç alakası olmayan birine, “Ben bu yarışa gideceğim, şu kadar para harcayacağım” demem mümkün değil. Bunun için çok şanslıyım. Evde sizi destekleyen birinin olması şart. Tek başınıza bu işi yapmanız madden ve manen çok kolay değil. Profesyonel yarışmaya başladıktan sonra, hayatınızın yarısı yarış konuşmakla geçiyor.

Fiziksel olarak yarışa hazırlanmak yeterli değil, ruhen ve bedenen de hazır olmalısınız. Son katıldığım yarış WRC oldukça uzun bir yarıştı, 707 km toplam etap ve dünyanın en zor ralli parkurlarından biri. Üzerine sıcak da gelince, açıkçası beni biraz tedirgin etti. Yani bünyem o yarışı kaldıracak mı diye tedirgin oldum.

Covid19 salgını nedeniyle 9 ay otomobil sporundan uzak kaldık, onun tedirginliğini yaşadık. Fiziksel olarak kaldırabilecek miyim diye düşündüm. Burada bir artı vardı, kız kardeşim pilates antrenörü. Normalde de pilates yapıyorum ama yarış öncesi biz çok yoğun antrenman yapmaya başladık. Kasların çok kuvvetli olması gerekiyordu. Çünkü iyi bir yarış çıkarmak için fiziki kondisyon çok önemli. Aynı konsantrasyon, aynı performansla gitmeniz lazım, üstelik arabanın içi 50 dereceye varıyor, ama çok şükür iyi hazırlanmıştım. O yaptığım ağır antrenmanın, diyetisyen desteğinin çok faydasını gördüm. Normal sezon yarışlarında açıkçası bu kadar ağır antrenman yapmıyordum. Bu çalışmaların WRC’de çok faydasını gördüm.

Bunun dışında bol bol lastik değiştirme antrenmanı yaptık. Hazırlık dönemi genellikle böyle geçiyor. Fiziksel, mental hazırlıklar böyle. Ama onun yanında otomobilin hazırlığı da var. Benim servisimi babam ve ekibi veriyor. Öyle olduğu için ben sürekli otomobilimin yanındaydım. Her gün ne yapılıyor onu da görüyordum.

Burcu Çetinkaya’yı hep gıpta ederek izledim.

Burcu Çetinkaya’yı çok seviyorum. Benim başlamayı çok istediğim ama başlayamadığım yani benim devam edemediğim yıllarda o yarışıyordu. Ve onu hep gıpta ederek izlerdim. Ailem okul varken yarışmamı istemedi. Çünkü ciddi vakit alıyor ve onlar benim sadece okula konsantre olmamı istediler. Yine yarışlara gittim, gözetmenlik yaptım ama yarışçı olarak piste çıkamadım. Onun için dediler ki “mezun ol, ondan sonra yapmak istiyorsan yaparsın”. Ama mezun olduktan sonra bir anda olmadı. İş hayatına girdikten sonra da bir şeyleri oturtmak gerekiyordu. İşte biraz da kendi ayaklarınız üzerinde durabiliyor olmanız gerekiyor. Ben tek başıma da bu işi yapabilirim, kimse destek olmasa da yaparım dediğiniz zaman yürüyebiliyorsunuz. Evet sponsor çok önemli ama ben sponsorum olmadan evvel yarışmaya başlamıştım. Onun için kendi ayaklarının üzerinde durduktan sonra yarışıyor olmak, açıkçası biraz daha keyifliydi.

Yarışları izlemek bile bizim için büyük destek.

Öncelikle kadınların yarışa gelmelerini, o keyfi almalarını, yarışın mantığını anlamalarını çok arzu ediyorum. Elbette yarıştaki tüm zorluklar biz yarışçı kadınlar için de geçerli. Onun için o zorluğu sevecek insanların bizim aramıza katılması lazım. Nadir olarak bir kere gelip sevmeyeni gördüm. Yarışın hem eğlenceli hem zor kısımlarını görüp, uzun vadede plan yapsınlar isterim. Gözetmen olarak, serviste görev alarak başlayabilirler. Serviste görev almak çok keyiflidir. Onun akabinde co-pilotluk ve pilotluk yapabilirler. Maddi imkanları çok olmayanlar en azından o otomobilin içinde olmak için co- pilotluk yapabilirler. İzmir’de, İstanbul’da çok güzel pistler var. Bu pistlerde sürüş günleri oluyor. Bunlara katılıp bir yarış otomobilini deneyimleyebilirler. Sıfır tecrübeyle gidip, orada bir yarış arabasına oturabilirler, çok keyif alacaklarını garanti ederim.

İşe karting ile başlamak en doğrusu.

Otomobil sporlarını profesyonel olarak düşünenlerin erken yaşta kartinge başlamalarını öneririm. WRC pilotlarına bakıyoruz, en ünlü pilotlar 15 yaşında özel izinlerle yarışmaya başlıyorlar. Yani biz çok çok geride kalıyoruz. Çünkü bu spor imkanlarla alakalı. Dünyada yarışanların yaş ortalaması 20’lerde, bizde genç sayısı çok az. Bizdeki yarışçılar genelde 30-40 yaş aralığında. Çünkü bizde henüz otomobil sporları yeterince desteklenmediği ve takip edilmediği için herkes kendi maddi imkanları ile bu işe başlıyor.

Türkiye de hiçbir spor futbol kadar ilgi görmüyor. Toplum olarak ne zaman otomobil sporunu spor olarak görürüz. O zaman aileler çocuklarını yönlendirmeye başlarlar. Şimdi daha çok hafta sonu eğlencesi olarak görülüyor. Spor olarak görülmesi lazım, bunun için de yatırım yapılması lazım. Bunun için maalesef böyle bir yatırım yok. Aileler için uzaktan bakıldığında bu spor çok tehlikeli, riskli ve pahalı.

İnşallah sesimizi biraz daha çok duyurabiliriz, Biraz daha görünür olabiliriz ki sayımız artsın. Sadece pilot, co-pilot anlamında değil, etapta çalışan, serviste çalışan, böyle böyle artacağız. Geçen yıllara göre bir tık daha umutluyum. 2021’de umarım biraz daha kalabalıklaşırız.

Bir kadın pilot adayına koçluk yapmayı çok isterim.

Women Drivers Network ekibine son olarak ne söylemek istediğini sorduğumuz Özlem Uludağ Gülcan, bir kadın pilota koçluk yapmayı ve bu heyecanı birlikte yaşamayı çok istediğini belirtti. O zaman biz de sözümüzü aldık :)