Ebru Demirbay Erişti ve Ejder Erişti: Otomobil sporları tutkunu bir çift

Otomobil sporlarında ortak anılar biriktirmiş ilham verici bir çift: Ebru Demirbay Erişti ve Ejder Erişti. Yarış hayatlarına otomobil kategorisinde birlikte başlayan ikili artık farklı kategorilerde ayrı ayrı yarışıyor. İkili gittikçe yükselen grafikleriyle 2020 Transanatolia Rally Raid'de harika sonuçlar elde etti: Co-pilot olarak yarışan Ebru ve pilotu Tolga Eryılmaz otomobil kategorisinde yarışı 5.sırada ve kendi sınıflarında 1.sırada tamamlarken, Ejder motosiklet kategorisinde en iyi süre yapan Türk pilot olarak yarışa imzasını attı. Yarışan eşler olmanın avantajlarını, zorluklarını, heyecanını Ebru ve Ejder’den dinledik.

Yarış hayatlarınız nasıl başladı?

Ebru: İkimiz de 2013 senesinde Transanatolia ile yarışmaya başladık. O zamana kadar Transanatolia'yı takip ediyorduk ama yarışmıyorduk. Aslında 2012'de merhum Kemal Merkit'in vefatı bizim yarışmamızda etkili oldu. Onun başarılarından, yurt dışında ülkemizi gururlu bir şekilde temsil etmesinden çok etkilendik sanırım. Bir şekilde bu ruhu devam ettirmek gerek diye düşündük. Tabi bunun bir başlangıcı olmalıydı. Biz de 2013 Transanatolia’da Raid kategorisine katılarak ilk adımı attık.



Eş olarak birlikte yarışmak nasıl bir duygu? Birlikte yarışırken yaşadığınız zorluklar ve avantajlar neler oldu?

Ebru: Yanınızdaki kim olursa olsun otomobil kategorisinde yarışmak fazlasıyla sorumluluk isteyen bir şey çünkü yanınızda sizden başka birisi daha var. Pilot ve co-pilot olarak mümkün mertebe az hata yapmanız, koordineli çalışmanız gerek çünkü en ufak bir hatanız çok ciddi problemlere sebep olabilir. Eş olarak biz iki kez yarıştık ama her ikisinde de büyük sorunlar yaşamadık. Kavgalarımız belki yol kaybettiğimiz zamanlarda olmuştur ama bu tip ufak tartışmaları şimdiki pilotum ile de yaşıyorum ben :) Avantajı belki şu olabilir, yarışın başından sonuna kadar her dakikasını beraber tecrübe ettik, alınacak dersleri, öğrenilecekleri beraber öğrendik. Aklımız “acaba eşim ne durumdadır” diye bölünmedi, ortak anılar biriktirdik.


Birlikte veya ayrı yarışırken, başınıza gelen ilginç bir anıyı paylaşabilir misiniz?

Ejder: Her yarışta aslında birbirinden ilginç olaylar yaşıyoruz fakat aklımızda en çok yer eden anımız, 2013 senesinde ilk defa Toroslara çıkışımızdı. Orada karşılaştığımız manzara inanılmazdı; Mars yüzeyinde yarışıyormuş hissiyle hem büyülenmiş hem de çok eğlenmiştik.


Artık Ejder motosiklette yarışıyor, sen ise otomobilde devam ediyorsun. Ayrı ayrı yarışmak nasıl bir duygu? Birbirinizle ilgili endişeleriniz oluyor mu? Birbirinizi nasıl motive ediyorsunuz? Ana motivasyon kaynağınız ve sizi hırslandıran şeyler neler?

Ebru: Ayrı yarıştığın zaman yarışa hazırlık sırasında da, yarış esnasında da duyulan heyecan iki kat oluyor. Sadece kendiniz için değil eşiniz için de yarışı takip ediyorsunuz. Günün sonunda sonuçlara bakarken hem kendinizin hem de eşinizin sonuçlarına bakıyor, bir sonraki günün etapları ve stratejileri hakkında görüş alışverişi yapıyorsunuz. Yarış sırasında yaşanılanlar hep iki katı oluyor bence. Ejder motorla olduğu için endişeyi sanırım ben daha çok hissediyorum. Etap içinde yarışırken, yol notu okurken tamamen kendi yarışımıza odaklanıyorum fakat etap sonlarında alabiliyorsam hakemlerden mutlaka Ejder ile ilgili bilgi alıyorum ya da etap başı bizden daha önce start aldığı için denk gelirsek etaba girmesini bekliyorum. Bir de Stella denilen takip sistemi var ki çok büyük bir kolaylık bence, canlı takip edebiliyorsunuz kimin nerede olduğunu. Dolayısıyla endişelerimizi epey azaltıyor.


Motivasyon konusuna gelince ortak bir düşüncemiz var bireysel motivasyon kaynağımızın dışında-ki o da bitiş çizgisini sağlıklı bir şekilde geçmek, yarışı tamamlamak. Ben kendi adıma motivasyonumu sağlarken sadece ralli yarışı değil diğer branşlarda da hep şunu söylüyorum kendime: “Başladın, yolun yarısı oldu zaten, diğer yarısını da konsantrasyonunu bozmadan, en iyi şekilde ama zorlamadan, akışına bırakarak en önemlisi de her anından keyif alarak bitirmelisin.” Özellikle uzun etaplarda hem bedenen hem de zihnen çok yorulduğumuz oluyor. Bu durumda etapları bitirdiğimizi, kampa ya da otele başarılı ve sorunsuz olarak döndüğümüzü gözümde canlandırıp olmuş gibi hissetmeye çalışıyorum. O zaman kendimi yenilenmiş hissediyorum. Gerçekten de etapları sorunsuz bitirdiğimizde gurur duyuyorum kendimizle.

Bir kadın co-pilotla yarışmanın avantajı-dezavantajı neler?

Ejder: Eşimden başka bir kadın ço-pilotla yarışmadım şu ana kadar ve en büyük avantajımız ortak bir dilimizin olması, birbirimizi çok iyi tanıyor olmamız. Dezavantaj olarak bir şey yaşamadık aslına bakarsanız. Bence bir kadınla yarışmanın daha disiplinli olmaya mutlaka katkısı var.


Kadın gözüyle erkek yarışçıları değerlendirebilir misin?

Ebru: Sadece erkek arkadaşlar için genelleme yapmak istemiyorum; bazı arkadaşlarda gözlemlediğim en önemli şeylerden birisi şu ki yarışı bazen eğlenmenin dışında, tatlı bir rekabet haline getirmenin dışında çok hırslanıp olması gerektiğinden fazla ciddiye alıyorlar. Evet birbirimize karşı yarışıyoruz ama herkes kendi en iyi versiyonunu geçmeye çalışsa zaten başarı kendiliğinden gelecek. Sonuçta hepimiz orada yarışmayı sevdiğimiz için bulunuyoruz ve günün sonunda aynı ortamda oturup sohbet ediyoruz :)


Erkek gözüyle kadın yarışçıları değerlendirebilir misin?

Ejder: 2015 senesinde Laia Sanz ile yarıştığımda gözlemlediğim son derece profesyonel, tamamen yarışa konsantre hayran olunacak bir kadın olduğuydu. Bu motosiklet kategorisi için bir örnekti, otomobil klasmanında başta Ebru olmak üzere birçok kadın yarışçının aynı disipline sahip olduğunu gözlemledim.


Kadınlar açısından yarış dünyasını, özellikle Türkiye’de kadın yarışçı olmayı nasıl değerlendirirsin? Kadınların otomobil sporlarında daha fazla yer alması için nasıl düzenlemeler yapılabilir? Kadınlar yarışçı olmak dışında bu sporda başka hangi alanlarda yer alabilir?

Ebru: Gönül isterdi ki kadın cinayetlerinin olmadığı, kadınların güvenliğinin sonuna kadar sağlandığı bir ülkede bunu tartışıyor olsaydık. Fakat ne yazık ki şimdiki durumlar bu şekilde ve her alanda ne kadar çok işin içinde olursak o kadar güçleniyoruz. O yüzden bence kadınların otomobil, motorsporları ya da sporun herhangi bir dalında daha aktif bir şekilde yer alması için ilk önce ailenin, yakın çevrenin desteği çok önemli. Ben Türk kadınlarına çok güveniyorum. Yapamayacakları, altından kalkamayacakları hiçbir şey yok fakat yeter ki atmak istedikleri o adımı atacak destekleri olsun. Sonrasında ise sponsorluk çok önemli. Bu tabi sadece kadın sporcuların sorunu değil fakat erkeklerden daha zor sponsorluk bulduklarını söyleyebilirim. Markalar ya da kişiler bazen kadın sporculara (özellikle ekstrem sporlarda) önyargılı olabiliyorlar. Halbuki bana göre kadınların başarılı olmak için daha fazla özellikleri mevcut. Yani potansiyel sponsorların bu önyargıyı kaldırması çok önemli. Belki de sponsor olacaklar için “en az bir kadın sporcuya destek olmalı” yönünde bir yasal düzenleme getirilebilir.


Tabi bir de bu işin mutfak kısmında olmak var. Belki yarışmaktan değil de organizasyon kısmında olmaktan hoşlanabilirsiniz. Birçok arkadaşımız yarışların hayata geçirilmesi için büyük emek sarf ediyor. Onların sayesinde bu etkinlikler ortaya çıkıyor. “Ben yarışçı olmak istemiyorum ama yine de bunun bir parçası olmak istiyorum” diyen arkadaşlarımız bu şekilde de çok güzel başarılar elde edebilirler.


Otomobil sporlarında kadınların artması konusunda ne düşünüyorsun? Kadın sürücülerle rekabet etmek ya da bir kadın teknisyenle çalışma fikri kulağa nasıl geliyor?

Ejder: Ebru’nun söylediklerine katılıyorum. Kadın sürücülerin de olduğu yarışlarda bulunma fırsatım oldu. İnanın dışarıdan baktığınızda tanımadığınız insanlar da olsa gurur duyuyorsunuz hele ki motosiklet kategorisinin çok zor olduğunu göz önünde bulundurursak, bitişe geldiklerinde en az onlar kadar seviniyorsunuz. Kadın teknisyen konusuna gelince şunu düşünüyorum, bir mekanik kadının kendi servisimde olmasını gerçekten çok istiyorum. Çok daha düzenli, detaycı olacaklarını düşünüyorum.


Pilot koltuğuna geçmeyi düşünüyor musun? Kısa ve uzun vadeli hedeflerinden bahseder misin?

Ebru: İşin gerçeği zaman zaman düşünüyorum. Sürücülük konusunda iç güdülerime ve refleksime güvenirim. Fakat yanıma birisi oturduğu zaman sorumluluk arttığı için daha dikkatli oluyorum galiba. Bu yüzden bir gün pilot koltuğuna oturursam benim için gerçek bir meydan okuma olacak, orası kesin. Kısa vadede gelecekte organize edilecek ralli yarışlarına devam etmek var elbette fakat uzun vadede pilot koltuğu var.


Otomobil sporlarına ilgi duyan ve profesyonel yarışçı olmasa da otomobil kullanmayı seven kadınlara ve genç kızlara tavsiyelerin neler olur?

Ebru: Bu sporu yapmak isteyenler için ailenin desteği çok önemli. Otomobil sporlarına başlamak için Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ve BOM Akademi gibi eğitim veren kurumlar doğru adresler olabilir. İstemek, çalışmak, istikrar ve pes etmemek tabi ki bu işin de kilit noktası, sadece genç arkadaşlar için değil yollara aşık tüm kadın arkadaşlar için. Ne olursa olsun seviyorsanız, asla bırakmayın!